Çek Üzerinde Birden Fazla Keşide Tarihi Varsa Hangi Tarihe İtibar Edilir ?

Kambiyo senetlerinden olan çek, uygulamada ticari hayatın vazgeçilmezi olarak yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Çek kambiyo senedi vasfını haiz olduğundan sıkı şekil şartlarına da tabidir.

Bunlardan biri de çekin kanuni süresi içerisinde muhattap(bankaya) ibrazıdır. Bilindiği üzere ibraz süreleri ;

Çekin düzenlendiği yer ile ödeneceği banka şubesi aynı il sınırları içerisindeyse 10 gün,
Çekin düzenlendiği yer ile ödeneceği yer farklı illerde (ancak aynı kıtadaysa) 1 ay,
Çekin düzenlendiği ülke ile ödeneceği ülke farklı kıtalardaysa 3 aydır.

Bu tarihlerin başlangıcı keşide tarihiyle birlikte başlamaktadır. Keşide tarihi birden fazla yazılmışsa hangi tarihe itibar edilecektir. Bu sürelere uygun olarak çekin ibraz edilmemesi halinde çek kambiyo senedi vasfını yitirecek ve kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip usulüne göre icra takibi yapılamayacaktır.

Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ; bir çek üzerinde birden fazla keşide tarihi varsa ve daha sonraki tarih keşideci tarafından paraf veya imza edilmemişse önceki tarih esas alınır. Bununla birlikte paraf veya imza edilmişse ve paraf veya imza keşideciye ait değilse veya ait olup olmadığı tespit edilemiyorsa bundan borçlu keşideci yararlanacaktır. Örneğin; 30.09.2025 keşide tarihi olan bir çek üzerine çizik çekilerek yanına 30.10.2025 tarihi yazılmışsa ve paraf edilmemişse veya paraf edilmiş bununla birlikte parafın borçluya ait olduğu kesin olarak kanıtlanamadığı halde keşide tarihindeki “30.10.2025” düzeltmesi geçersizdir. Çekin orijinal tarihi olan “30.09.2025” esas alınır. Bu durumda çek aynı il içerisinde düzenleme ve ödeme yeri belirlenmişse 10 günlük ibraz süresi geçtiğinden çek kambiyo vasfını yitirecektir.

Bu yönde Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2016/9785 E. , 2017/1350 K. sayılı kararı ;
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine karşı keşideci borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvuruda, diğer itirazları ile birlikte takibe dayanak çekin ”30.09.2012” olan keşide tarihinin aylar hanesinin tahrif edilerek ”30.10.2012” dönüştürülüp üzerine paraf imza atıldığını, bu düzeltmenin ve paraf imzanın kendisine ait olmadığını, çekin bu haliyle kambiyo senedi vasfını kaybettiğini ileri sürerek takibin iptali isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

HMK.’nun 207. maddesi hükmü gereğince senetteki düzeltmelerin borçlu (keşideci) tarafından paraf edilmesi gereklidir. Yani, senette mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise; inkâr halinde yok hükmündedir. Bu nedenle, senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. İmzaya veya paraf imzasına itiraz halinde ise, mahkemece, yöntemince imza incelemesi yapılmalıdır. Düzeltmenin onaylı olmaması veya imzanın keşideciye ait olmadığının anlaşılması halinde, düzeltme yok hükmünde olup, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır. Borçlunun söz konusu itirazları sabit olduğu takdirde; çekin TTK.’nun 796. ve 808. maddelerinde (mülga TTK.’nun 708. ve 720.maddeleri) öngörülen yasal süreden sonra ibraz edildiği sonucuna varılacak ve İİK.’nun 170/a-2. maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilebilecektir.
Çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı ve paraf imzasının da sahte olduğu yönündeki itirazlar, çizimi özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden HMK.’nun 266.maddesi uyarınca bilirkişi incelemesi ile sonuçlandırılmalıdır. Çek keşideci tarafından düzenlenmiş olduğundan, çek üzerindeki çıkıntı ve değişikliklerin keşideci tarafından paraf edilmesi gerekir.

İİK.’nun 170/3. maddesinde ise; inkar edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşıldığı takdirde itirazın reddedileceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan, takibe başlayan ve icra dosyasına sunduğu çekteki imzaların borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı olup, bu iddiayı ispat külfeti de alacaklıya aittir (HGK.’nun, 26.04.2006 tarih ve 12-259/231 sayılı kararı). Bilirkişi raporunda yer alan belirsizliğin borçlu lehine yorumlanması zorunludur.
Somut olayda, mahkemece, takibe dayanak çek üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda ATK tarafından düzenlenen 25.02.2015 tarihli raporda; çekin keşide tarihi üzerindeki paraf imzasının keşideciye ait olup olmadığı hususunun tespit edilemediğinin bildirildiği, bilahare, Adli Tıp Kurumu’nca tanzim edilen 17.08.2015 tarihli raporda ise; takip dayanağı çekte evvelce ”30.09.2012” olarak düzenlenmiş keşide tarihinin halen okunur ”30.10.2012” durumuna dönüştürülmüş olduğunun belirtildiği görülmektedir.
Bu durumda, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlarında; takibe konu çekin keşide tarihinde tahrifatın varlığının tespit edildiği ve keşide tarihi üzerindeki paraf imzanın keşideci borçlunun eli ürünü olduğu ya da olmadığı yönünde kesin bir görüş bildiriminde bulunulmadığı açıktır. Dolayısıyla, keşide tarihindeki düzeltmeye ilişkin keşideci borçlunun onayı olmadığından söz konusu değişiklik geçerli değildir. Alacaklı tarafından yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasının talep edilmediği ve ispat yükünün de alacaklıda olduğu dikkate alındığında; çekin keşide tarihinin tahrifattan önceki tarih olan ”30.09.2012” olduğunun kabulü gerekir. Bu tarihe göre; ”30.10.2012” tarihinde yapılan ibraz ise;çekin keşide tarihi itibariyle yürürlükte bulunup uygulanması gereken mülga 6762 sayılı Kanun’un 708/1. maddesinde öngörülen 10 günlük süreden sonra olup; aynı Kanun’un 720. maddesi uyarınca alacaklı takip haklarını kaybetmiştir.
O halde, mahkemece, istemin kabulü ile İİK.’nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Av. MUSTAFA ÜLGEN

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir